Büyük Hayaller,Eğitime Yatırım

 

Büyük Hayaller, Eğitime Yatırım

Çocuklar, gençler, eğitimciler ve veliler birkaç gün sonra yeni eğitim-öğretim yılına “merhaba” demeye hazırlanıyor. Öğrenciler, 3 ay uzak kaldıkları okullarına kavuşmanın mutluluğunu yaşarken, ilkokuldan ortaokula, ortaokuldan liseye, liseden de üniversiteye geçenlerde de heyecan hakim. Yeni eğitim-öğretim yılının başarılı geçmesini umut ediyorum.
Hemen hemen birkaç yılda bir değiştirilen müfredatı bir kenara bırakıyorum ve eğitimle ilgili düşüncelerimi sizinle paylaşmak istiyorum. Bugüne kadar farklı yollar denedik bazıları başarılı bazıları eksik bazıları da eğitimin ayağına kurşun sıkmak oldu adeta.
Gelecek yıllarda başarılı olmak için bildik metotların yanı sıra farklı çalışmalara da adım atmak gerekmektedir. Çocuklara düşünmeyi, sorgulamayı, itiraz etmeyi (fikrini söylemeyi) ve geleceğe ilişkin hedefler belirlemeyi anlatmak ve öğretmek zorundayız. Aksi halde düşünmekten yoksun, hayatı sıradan yaşayan, önüne ne gelirse yiyen, ülkesine ve milletine faydasız nesiller yetiştiririz de farkında olmayız.
Her şey hayalle başlar, hedeflere zengin hayal kuran ve bu düşüncelerini fiiliyata geçirenler daha rahat ulaşır. Zengin fikirlerin başlangıcı geniş hayallerdir. Bu eğitim için de geçerlidir, iş hayatı için de sosyal yaşam için de… Zengin hayalleri de en fazla çocuklar kurar. Dünyanın farklı kıtalarında başarılı işlere imza atan yüzlerce çocuk bulunmaktadır. Ülkemizde de farklı fikirlere sahip çok sayıda çocuk/gencin olduğundan şüphem yoktur.
Zengin fikirlere sahip çocuklara ulaşımın ilk noktası ortaokul ve liselerdir. Bu yaştaki çocuklarda “uçuk” fikirler çok fazladır. Öğretmenlerin gözetiminde, farklı işlere ilgi duyan, proje geliştiren, düşünülmeyeni düşünen çocuklara/gençlere ulaşım daha da kolay olacaktır.
Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı ortaokul ve liselerde yapılacak ön araştırmayla farklı fikirlere ulaşmak mümkün olacaktır. Gazete sayfaları ve televizyon ekranlarında bazen elinden tutulan ve destek verilen mucit çocuk haberlerini okumakta ve seyretmekteyiz. Bu çocukların sayısının artırılması ve ülkemizin zengin beyinlerini çoğaltmak bizim elimizdedir. Yeter ki öğretmenlerin desteğiyle farklı fikirleri olan yenilikçi düşünceye sahip çocuklara ulaşalım.
Bunların hepsi taze dimağlara yatırımla mümkündür, çocuklarımıza, gençlerimize yatırım yapmak zorundayız. Bakın yatırım yapın/yapalım, demiyorum. Yapmak zorundayız, bunun dışında başka yol yok.
Konu çok uzun ve benim de dertli olduğum bir alan. Yazmakla bitmez.
Velhasıl, ülkemizde daha küçük yaşlarda farklı planlar yapan, kimsenin düşünmediğini düşünen onlarca hatta yüzlerce çocuk var. Ancak imkânsızlık ve gerekli desteği görememe gibi nedenlerden dolayı körelip gitmekteler. Bu çocuklar, büyük şirket ve kurumların kendilerine ulaşmasını beklemektedir. Bu konuda öğretmenlerimize çok büyük vazifeler düşmektedir. Aydınlık yarınlar için bugün değil de ne zaman?

YENER DOĞRUER

 

Hayallere engel konulmaz

 

İnsanoğlu dünyaya geldiği andan vefatına kadar sınav içerisindedir. Her bireyin farklı sınavları vardır; biri parasıyla sınava tabi olurken bir başkası fakirlikle sınav verir. Bir diğeri ailesiyle bir başkası ise farklı bir konuda sınava tabi olur. Hayat denen maraton sınavla başlar, sınavla biter.

 

Kısa bir girişin ardından asıl konumuza gelelim. Kimi insan doğuştan görme engelli, kimi duyma, kimi konuşma, kimi yürüme… Bunları çoğaltabiliriz. Peki vücudun bir uzvunun işlevini yitirmesi sizce engel midir? Her ne kadar bu kardeşlerimiz “engelli” olarak tanımlansa da birçok engelli kardeşimizin farklı alanlarda başarılarına şahit oldum. Fiziki olarak engelli olmamız hedeflerimize ve hayallerimize engel teşkil edemez. Görme engelli biri günümüz dünyasının nimetlerinden istifade ederek birçok işini çok rahat yapabilir. Bedensel engelli biri kendini farklı konularda geliştirebilir. Bedenen engelli olmak geleceğe umutla bakmamıza engel olamaz.

 

Bundan yıllar önce farklı zaman dilimlerinde iki görme engelli ile tanıştım. Birincisi ailesi tarafından adeta bebek gibi yetiştirilirken, diğeri ise engeline takılmadan kendine hedefler koymuştu. İlkinin annesi vefat edince deyim yerindeyse kendisi de öldü. Artık yol göstericisi, eli, ayağı, gözü yoktu. Ne yapacağını bilmiyordu, akşama kadar bir koltukta oturur, bir başkasından gelecek yardımı beklerdi. Bir müddet yakınlarının yanında yaşama tutulmaya çalışan bu kişi hayatın gerçeklerini adeta 20 yaşından sonra görmeye başladı. Birkaç sene sonra da vefat etti ve annesine kavuştu. Engeline takılmadan hedefleri için yürüyen görme engelli kardeşimiz ise çalışmalarının karşılığını aldı devlet memuru olarak yoluna devam etti. Hiçbir engeli olmayan biriyle hayatını birleştirdi ve mutlu bir aile reisi oldu.

 

Yukarıdaki örnekleri çoğaltmak mümkün. Mesela, yürüme engelli Franklin Roossevelt azimle çalışarak ABD’nin 32’nci başkanı olmuştur. ALS hastası Stephen Hawking, birçok bilimsel çalışmada imzası olan önemli bir bilim adamıdır. Görme engelliler için önemli bir buluş gerçekleştiren Louis Braille, Braille alfabesini keşfetmiş ve kendisinden sonraki görme engellilerin hayatını kolaylaştırmıştır. Ampulün babası Edison’un işitme engelli olduğunu çoğumuz bilmez ama bu engel onun için azimden başka bir şeye neden olmamıştır. 38 yaşında gözlerini kaybeden Cemil Meriç kaleme aldığı yazılarla hâlâ en çok okunan Türk yazarların başında gelmektedir. Hemşerimiz MitatEnç’in de hukuk fakültesinde okurken gözlerini kaybettiğini biliyor musunuz? Gözlerini kaybeden Enç, buna rağmen hayattan kopmamış ve yurtdışında aldığı eğitimlerin ardından Ankara, Gazi ve Bilkent üniversitelerinin eğitim fakültelerinin kuruculuğunu yapmıştır. Siyasetçiler Lokman Ayva ve Şafak Payev de siyasette öne çıkmıştır. Yine görme engelli Eşref Armağan resimleriyle ün yapmıştır.

 

Başarı yolunda engel tanımayan yüzlerce insan olduğu gibi “engelim kaderim” diyerek adım atmaktan imtina eden insanlarda bulunmaktadır. Burada aile faktörü öne çıkmakta ve bu insanların geleceğe olumlu ya da olumsuz bakışlarında aileler çok önemli bir yere sahip olmaktadır. Örneklerle anlattığımız farklı meslek gruplarından insanların aileleri onlara acısa, her işlerini yaparak onlara en büyük kötülüğü yapsalardı bugün isimlerinden haberdar olamayacaktık.

 

Bana göre engel insanın önüne koyduğu benttir. O bent herhangi bir bedensel engeli olmayanlar için de geçerlidir. Beyin sağlamsa gerisi engel değildir. Bu uzvumuzu sağlıklı kullanmamız halinde engelleri çok kolay aşabiliriz.

 

Engelleri aşmak da engellere takılmakta bizim elimizdedir.

Yener Doğruer